Ümmetin İyi-kötü Bütün Amelleri

Ebû Zer radıyallahu anh ’den söylenti edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle emretti: “Ümmetimin iyi-makûs tam amelleri bana gösterildi. İyi işlerinin içinde, gelip geçenlere işkence veren şeylerin yollardan kaldırılmasını da buldum. Makûs amelleri arasında da mescidde arınılmadan vazgeçilmiş balgamı gördüm.” Müslim, Mesâcid 57. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 7

Ümmetin tam amelleri mevzusunda Hz. Peygamber ’in bilgilendirilmesi onun bir özelliğidir. Peygamber Efendimiz burada belki bir çok insanın iyilik ve makûsluk olduğu hakkında rastgele bir fikre sahip bulunmadığı iki mevzuyu dikkatlere sunmaktadır.

Gelip geçenleri rahatsız eden, başka bir deyişle yaya ve araç trafiğini şu veya bu biçimde sıkıştıran, yasaklayan nedenlerin yollardan uzaklaştırılmasını, iyilik ve hayır olarak öğütlemektedir. Yollardaki çer-çöp, taş-toprak, tükrük-balgam gibi tabiî; afiş, reklam, yazı, fotoğraf, yaya kaldırımına park edilmiş araba gibi sun ’î rahatsızlık âmillerinin tümünün yollardan arınılması bütün bir iyiliktir. Şehirleşme kargaşasının yaşandığı günümüzde ve özellikle de büyük şehirlerde bunun ne kadar büyük bir anlam taşıdığını bu şehirlerde yaşayanlar pek iyi bilirler.

MÜSLÜMANDA İYİLİK ŞUURU OLMALI

Bu ikazın trafik yoğunluğunun olmadığı bir yarıyılda ve bölgede yapıldığını düşünecek olursak, İslâm ’daki iyilik ve hayır idealinin ne kadar köklü ve cemiyetleri ne miktarda abluka etici olduğunu kavramakta eforluk sürüklemeyiz. O halde yolları arınmak başlı başına bir iyiliktir. Yürürken ayağın ucuyla yol ortasından kenara atılacak bir taş dahi, bir iyilik olarak değerlendirilmektedir. Yeter ki iyilik düşünce ve şuuruna sahip olunsun.

Mescidlerin pakliği elbette çok daha ehemmiyet arzetmektedir. Hz. Peygamber devrinde olduğu gibi tabanı kumlu-çakıllı mescidlerde tükürük ve balgam gibi şeylerin alanda vazgeçilmesi bir “makûs amel”dir. Bizim memleketimizde câmî ve mescidlerin tabanı genellikle betondur ve halı-kilim kaplıdır. Böyle olunca buralara tükürülmesi ve balgam atılması aslâ düşünülemez. Herkesin yanında bir mendil taşıması, gereksinim dinlemesi halinde bu mendili kullanması gerekir. Aksi halde mâbed nezâhetine ters davranılmış olur ki, bu da günahtır. İman edelim derken günah işlemenin hiçbir anlamı yoktur. Özellikle kırsal kesimlerde cami görevlilerinin  mescid pakliği mevzusunda cemaati iyice eğitmesi gerekir.

İnsanları rahatsız eden bu şeylerin mescid dışında da alanda vazgeçilmesi, cadde ve yollara tükürülmesi aynı biçimde birer makûsluk, çirkinlik ve günahtır. Böyle şeylere tesadüfenlerin onları gidermesi de bir cemiyet hizmeti ve iyiliktir. Müslüman yalnızca kapısının önünün pakliğinden değil, geçtiği her yerin pakliğinden sorumludur.

HADİSTEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1- Hayır işleri pek muhteliftir. Gelip geçenlere kasvet veren şeyleri yollardan; tükürük ve eşlerini de mescidlerden gidermek birer iyiliktir.

2- İnsanlara verimi olan işler yapılmalıdır.

3- Mescidlere saygı gösterilmeli, mescid edeblerine uyulmalıdır.

4- Müslüman geçtiği yerde pislik vazgeçmeyen insandır.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Çevirisi, Erkam Yayınları

İslama Doğru

Yorum yapın