Terbiye Olmamış Nefis

Kedilerin önüne en lezzetli kebaplar konulsa iştahla yemeye başlarlar. Lâkin önlerinden bir fare geçtiği zaman o nefis kebapları vazgeçip farenin peşinden koşarlar.

Terbiye olmamış çiğ bir nefsin hâli de böyledir. Saâdeti vazgeçip sefâletin peşinden koşar.

Hazret-i Mevlânâ şöyle emreder:

“Fare bir hayli yol öğrenir, fakat bildiği yollar hep toprak altındadır. O; her tarafta toprağı oymuş, delik deşik etmiştir. Fareye benzeyen nefis de, ancak dünyalık peşinde koşar, boş hülyaları kemirir. Çünkü fareye dünyadaki lüzumunu temin edecek kadar us verilmiştir.”

ŞUUR VE ALGIYA ERMİŞ ASIL US

Nefsine usu da akl-ı maâş ’tır. Başka Bir Deyişle ancak dünyevî çıkarlarını düşünebilen bir ustur. Mânevî terbiye ile olgunlaşarak nefsânî saplantıları aşabilenlerin usu ise “akl-ı maâd”dır. Başka Bir Deyişle temel yaşamın âhiret yaşamı olduğunun şuur ve idrâkine ermiş asıl bir ustur.

Nitekim hadîs-i şerîfte asıl us sahipleri şöyle târif edilir:

“Uslu, nefsine hâkim olup onu hesaba sürükleyerek vefattan sonrası için çalışan; budala ise nefsini hevâsına tâbî kıldığı hâlde Allah ’tan hayır umandır.” Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459

Kaynak: osmannuritopbas.com

İslama Doğru

Yorum yapın