Para İnsanı Bozar mı?

Para Müslümanı takvâdan uzaklaştırıp, gaflete mi yönlendiriyor? Paradan uzak mı durmak gerekir?

Para iki uçlu bıçak gibidir. Para takvâya yanaştırır da ondan uzaklaştırır da. Bu, kalbin vaziyetine göre tezâhür eder. Parayı yönlendiren kalptir. Kalbimiz nasılsa, para o güzergahta şekillenir. Başka Bir Deyişle reel kasvet kalpte. Cenâb-ı Allah bu surattan hep kalbe vurgu yapıyor. Âhirette “Ancak selîm bir kalp” ile gelenlerin kurtulacağını bildiriyor. Tezkiye olmuş bir kalbe dâvet ediyor bizleri.

BAŞA BELA OLAN MUSİBETLER

Selef ulemâsından Ebû Hâzim Hazretleri şöyle der:

“Allah ’a yanaştırmayan her türlü imkân mülk-mal, makam-mevkî vs. ancak başa belâ olan musîbetlerdir.”

Merhum Ali Ulvi Kurucu Öğretmenimizin bir hâtırası hatırıma geldi. 50 yıl evvel ancak on bin birey hacca gidermiş. Gelen hacı adayları az olunca öbür ülkelerden gelen hacılarla daha yakın temas kurma imkânı olurmuş. Ali Ulvi Öğretmen ve dostları bir gün, Afrika ’dan gelen hacıların kâfile başkanlarıyla, Medîne-i Münevvereʼdeki Ârif Hikmet Kütüphânesiʼnde oturuyorlarmış. Hac görevlilerinden biri, Afrika ’dan gelen bâzı hacıların âdâb-ı muâşerete pek dikkat etmediklerini dile getirmiş. Bunun üzerine Afrikalı hacıların konvoy başkanlarından biri ayağa kalkarak;

“‒Siz ne emek verdiniz ki ne bekliyorsunuz?” demiş. “‒Allah Rasûlü Afrikaʼya sahâbesini gönderdi, siz hiç geldiniz mi? Buraya gelenler mescit olarak ilk kez burayı görüyorlar. Onlar ormanlarda yaşayan insanlar, gelip bize öğrettiniz mi?” biçiminde serzenişte bulunmuş.

Bugünkü problem de bu. Anne-babalar evlâtlarına ne verdiler ki ne bekliyorlar? Onun için İslâm ’ı yine kavramak ve anlatmak lâzım. İslâm ’ı yaşayan ideal insana lüzum var bugün.

Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz ’in gönül cihanı, nâdide, ince, zarif çiçeklerden, mis kokulu güllerden yapılmış bir cennet bahçesi gibidir. Biz o cennet bahçesinden esen sabâ esintisinden ne kadar nasiptârız? Âile yaşamımız, ticârî ve ictimâî münasebetlerimiz ne kadar O ’nunkine benziyor?

HASRETİ DAHİ LEZZET VERİYOR

Mevlânâ Hazretleri mecâzî bir üslûpla ne hoş örnek veriyor buna:

“Bir gece dışarı çıktım.” diyor. “Tarlada dolaşıyorum. Baktım, tarlada fenerle gezen bir insan… «Ne arıyorsun?» dedim kendisine. «İnsan arıyorum!» dedi. «Bırak, hiç yorulma, git yat, ben çok yoruldum onu aramaktan!» dedim. Bana acı acı baktı ve «Ben de öğreniyorum bulamayacağımı, ama hiç değilse ona hasretini geziyorum, onun hasreti dahi bana lezzet veriyor.» dedi.”

İşte bugün tam cemiyetler böyle ideal insanları arıyor. Kutlu doğum programlarında büyük kalabalıklar gördük. Bu kalabalıklar da ideal insana hasretin bir yansıması…

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Müslümanın Para ile Sınavı, Erkam Yayınları

İslama Doğru

Yorum yapın