İsraf Etmeyle İlgili Ayetler

Genellikle toplu yemek yenen mekânlarda şöyle bir tabelaya tesadüfmek mümkündür: “Yiyin, için fakat israf etmeyin” ayet meali. İsraf-savurgan denince de hemen ilk akla gelen ve ne yazık ki tek kast edilen, müsriflik olmuştur. Hâlbuki bütüncül bir Kur ’an okuyuşuyla, müsriflik de dâhil olmak üzere ne kadar değişik anlamlara ulaşabiliyoruz.

Başka bir şey yazmaya gerek dinlemiyor ve okuyucuyu ayet mealleriyle baş başa vazgeçiyorum: israf sözcüğünün karşılıkları koyu renkle yazılmıştır

1 YİYİN, İÇİN ve ALLAH ’A HESAP VERECEĞİNİZİ BİLİN

Mülk 15: Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O ’dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O ’nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O ’nadır.

2 YİYİN, İÇİN ve TAKVALI OLUN

Maide 88: Allah ’ın size rızık olarak verdiklerinden helâl ve temiz olarak yiyin ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah ’a karşı gelmekten sakının.

Enfal 69: Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. Allah ’a karşı gelmekten sakının. Kuşkusuz Allah çok affedendir, çok acıma edendir.

3 YİYİN, İÇİN ve ŞÜKREDİN

Nahl 114: Allah ’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin! Şayet yalnız O ’na kulluk/iman ediyorsanız, Allah ’ın nimetlerine şükredin.

Sebe 15: Andolsun ki, Se­be ’li ’lere kendi yurtlarında ilâhî nimeti hoşluğuyla yansıtan bir belge ve bulgu vardı: Sağlı sollu Cennet örneği iki bahçe bulunuyordu. «Rabbinizin rızkından yiyin, O ’na şükredin. Hoş güzel bir şehir ve çokça affeden bir Rabb» denilmişti

4 YİYİN, İÇİN ve SALİH AMEL İŞLEYİN

Mü ’minun 51: Ey elçiler, hoş ve temiz olan şeylerden yiyin ve salih amellerde bulunun; zira gerçekten ben yapmakta olduklarınızı biliyorum.

5 YİYİN, İÇİN ve SECDE EDEREK BAĞIŞLANMA DİLEYİN

Bakara 58: Hani «Şu kasabaya girin ve orada ne isterseniz bol bol yiyin, fakat kapıdan girerken secde ederek ‘bizi bağışla ’ deyin ki, günahlarınızı bağışlayalım. İyilik edenlere daha aşırısını vereceğiz» dedik.

A ’raf 161: Onlara: “Şu kentte oturun. Orada dilediğiniz yerden yiyin, Allah ’a niyaz edip bizi bağışla deyin ve secde ederek kapıdan girin ki hatalarınıza affedelim; biz iyilik edenlere daha aşırısını da vereceğiz.” denildi.

6 YİYİN, İÇİN ve YERYÜZÜNDE MAĞLUBİYETÇİLİK YAPARAK SALDIRMAYIN

Bakara 60: Bir zaman da Mûsâ, kavmi için su istemişti; “Asanla taşa vur,” demiştik. Bunun üzerine taştan on iki göze fışkırmıştı. Her bölük, kendi meşrubatları pınarı öğrenmişti: “Allah ’ın rızkından yiyin, için ve yeryüzünde mağlubiyetçilik yaparak başkalarına saldırmayın.” demiştik.

7 YİYİN, İÇİN ve İBLİSİN ADIMLARINA UYMAYIN

Bakara 168: Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerden helâl, pak olanlarını yiyiniz. Ve iblisin adımlarına tâbi olmayınız. Kuşku yok ki o sizin için pek sarih bir düşmandır.

En ’am 142: Davarlardan yük taşıyanı, tüyünden döşek ve sergi yapılacak hayvanları yaratan O ’dur. Allah ’ın size helâl olarak rızık verdiği şeylerden yiyin. Fakat iblisin adımlarına uymayın. Zira o, sizin için sarih bir düşmandır.

8 YİYİN, İÇİN ve İSRAF ETMEYİN

Taşkınlık etmeyin, fazla gitmeyin, müsriflik etmeyin, haddi aşmayın, hukuki miktarı aşmayın, azgınlık etmeyin, hudut tanımazlık etmeyin.

A ’raf 31: Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının hoş ve temiz giyinin. Yiyin için fakat israf etmeyin. Zira O, israf edenleri sevmez.

Âl-İ İmran 147: Onların lafları ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı fazlalıklarımızı bağışla ve yolunda ayaklarımızı sağlam yakala. Kâfir cemiyete karşı bize destek et” demekten ibaretti.

Nisa 6: Öksüzleri evlenme çağına gelene kadar sınayınız. Şayet olgunlaştıklarını görürseniz hemen mülklerini kendilerine teslim ediniz. Öksüzler gelişecek kaygısı ile bu mülkleri müsrifçe yemeyiniz. Zengin veliler bu mülklere hiç el sürmesin. Fukara veliler ise bu mülklerin ananelere uygun düşecek kadarını yesin. Öksüzlere mülklerini teslim ederken yanınızda tanık bulundurunuz. Gerçi hesap sorma merci olarak Allah yeterlidir.

Maide 32: İşte bu surattandır ki İsrailoğulları ’na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde mağlubiyetçilik çıkarmaya karşılık olmaksızın haksız yere bir cana kıyarsa tam insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa tam insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara aşikar kanıtlar getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yeniden yeryüzünde fazla gitmektedirler. haddi aşmaktadırlar

En ’am 141: Asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları ve tatları değişik ekinleri, zeytinleri ve narları -birbirine eş ve benzeşmez- yaratan O ’dur. Ürün verdiğinde ürünşandan yiyin ve hasat günü hakkını verin; israf etmeyin. Zira O, israf edenleri sevmez.

A ’raf 81: “Filhakika siz bayanları vazgeçip, şehvetle erkeklere yanaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan miktarı aşan, hudut tanımayan, azgın, çok ileri giden bir cemiyetsiniz.”

İsra 33: Haklı bir neden olmadıkça, Allah ’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da kısas yoluyla öldürmede hukuki miktarları aşmasın.fazla gitmesin, ileri gitmesin Zira kendisine destek edilmiştir.

Tâhâ 127: Haddi aşan miktarsızca davranan, ileri giden ve Rabbi ’nin ayetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Kuşkusuz ahiret eziyeti daha şiddetli ve daha kalıcıdır.

Enbiya 9: Sonra onlara verdiğimiz lafı yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları cahilde diretenleri, miktarsız davrananları, azgınları ise helâk ettik.

Furkan 67: Onlar, tükettiklerinde ne israf müsriflik ne de pintilik edenlerdir. Onların tüketmeleri, bu ikisi arası balanslı bir tüketmedir.

Yasin  19: Elçiler de, “Şanssızlığınız kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi kısmetsizliğe uğruyorsunuz?. Hayır, siz fazla giden miktarı taşıran bir kavimsiniz” dediler.

Zümer 53: De ki: “Ey kendilerinin aleyhine fazla giden haddi aşan, hududu aşan, miktarı taşıran, ileri giden kullarım! Allah ’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Kuşkusuz Allah, tam günahları bağışlar. Zira O, çok affedendir, çok acıma edendir.”

Netice olarak, kavrayabildiğim kadarıyla Rabbimiz bizden yediğimizin hakkını vermemizi, adam olmamızı istemektedir…

Kaynak: Oğuz Bakar, Altınoluk Mecmuası, Sayı: 387

İslama Doğru

Yorum yapın