Duaların Kabul Edildiği Zaman

Cuma günü, içinde duaların kabul edildiği zamanın da bulunduğu çok mübarek bir gündür. Cuma günü, duaların kabul edildiği zamanı tutma ümidiyle iman ve dua ile geçirilmelidir.

Ebû Bürde İbni Ebû Mûsâ el-Eş`arî radıyallahu anh şöyle dedi:

Birgün Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bana:

– Cuma günü duaların kabul edildiği zaman hakkında babanın Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’den bir hadis dedikodu ettiğini duydun mu? diye sordu. Ben de:

– Evet, duydum. Babam, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ’i şöyle buyururken işittiğini söyledi:

“O süre, imamın minbere oturduğu andan namazın kılındığı zamana kadar olan süre içindedir.” [1]

DUALARA İCABET EDİLDİĞİ ZAMAN

Cuma gününe büyük değer kazandıran özelliklerden biri, yukarıyadaki iki hadiste görüldüğü üzere, duaların geri çevrilmeyeceği mübarek bir süreyin bu günde bulunmasıdır. Cenâb-ı Hakk ’ın kullarına olan sayısız lutuflarından biri de, onlara böyle müstesna fırsatlar vermesidir. Sanki O böyle eşsiz zamanlar ve fırsatlar yaratmak suretiyle kullarına olan sevgisini göstermekte ve onlardan âhireti kazanmak için mücadeleye gelmelerini beklemektedir.

Cuma günü duaların kabul edildiği bu değerli süreyin ne zamana denk geldiği konusu ashâb-ı kirâmı da meşgul etmiştir. İkinci hadisimizde görüldüğü üzere, Abdullah İbni Ömer de bu süreyi öğrenmek istemiş, büyük sahâbî Ebû Mûsâ el-Eş`arî ’nin Kûfe kadısı olan fakih ve muhaddis oğlu, tâbiîn neslinin ileri gelen âlimlerinden Ebû Bürde ’ye, “Acaba babandan bu konuda bir şey duydun mu?” diye sormuştur. Adının Âmir veya Hâris olduğu da söylenen Ebû Bürde, “bu süreyin imamın minbere oturduğu andan namazın kılındığı zamana kadar olan süre içinde olduğuna” dair babasından dinlediği hadisi dedikodu etmiştir. İbni Mâce ’deki dedikoduya göre icâbet süreyi denilen bu zaman dilimi, cuma namazı için kâmet getirildiği andan namazın bittiği zamana kadar olan süredir İkâmet 99.

Keşke duaların kabul edildiği bu “icâbet süreyi” hadiste geçtiği gibi net ve belirgin olsaydı da, müslümanlar o zaman diliminde Cenâb-ı Hakk ’a niyazlarını arzedebilselerdi.

Bu konudaki öteki hadisler incelendiği zaman meselenin pek de net, kesin ve belirgin olmadığı görülmektedir. Bazı sahâbîler ve öteki âlimler bu sürenin ikindi namazından güneşin battığı âna kadar olduğunu söylemektedir. Ashâb-ı kirâmdan Abdullah İbni Selâm ile Ebû Hüreyre bu konu üzerinde sohbet ederken Abdullah İbni Selâm bu süreyi bildiğini söyledi ve o süreyin cuma günü güneş batmadan önceki zaman dilimi olduğunu belirtti.

NAMAZIN İÇİNDE DUA

Ebû Hüreyre, hadisteki ifadeye onun dikkatini sürükleyerek bu duanın namaz içinde yapılması gerektiğini, güneş batmadan önceki saatlerde ise namaz kılınmayacağını andırdırdı. O zaman Abdullah İbni Selâm ona şu hadisi okudu:

“Bir kimse namaz kılar, sonra da öteki namaza kadar oradan dağılmadan oturduğu yerde beklerse, bu süre içinde kesintisiz surette namaz kılmış sayılır” Tirmizî, Cum`a 2; Nesâî, Cum`a 45; İbni Mâce, İkâmet 99.

Bu sonuncu hadis, namazın içinde nasıl dua edileceğini haklı olarak merak eden müslümanları da aydınlatmaktadır. Duaların kabul edildiği bu süre imamın minbere çıktığı andan namazın kılındığı zamana kadar ki süre içinde bulunsa dahi, müslümanlar câmide oturup hutbeyi dinlerken namaz kılıyormuş gibi sevap kazanırlar.

İmamın hutbede bulunduğu sırada konuşmayı veya mânasız bir işle uğraşmayı yasaklayan hadislerin hikmeti bir kere daha anlaşılmaktadır. Müslümanlar bu değerli zamanı mânen uyanık ve şuurlu olarak geçirmelidir.

Yine bir hadîs-i şerîften öğrendiğimize göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem duaların kabul edildiği saati önceleri bildiğini, fakat sonradan tıpkı Kadir gecesinin kendisine unutturulduğu gibi bu saatin de unutturulduğunu söylemiştir İbn Huzeyme, Sahîh, III, 122: Kitâbü ’l-Cum`a, bâbü insâti ’n-nebî müddete tilke ’s-sâ`a. Ebû Mûsâ el-Eş`arî ’nin, yukarıyadaki 1159 numaralı hadisi, bu unutturma hâdisesinden önce dinlemiş olması da mümkündür. Cuma gününde dileklerin kabul edildiği zamanla alakalı olarak, İbn Hacer ’in tamamını zikrettiği Fethu ’l-bârî, II, 483-489 kırk bir dedikodu bulunmakla birlikte, 1158 ve 1159 numarayla geçen yukarıyadaki iki hadis bu söylentilerin en sağlamı kabul edilmiştir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz bu süreyin pek kısa bir zaman diliminden ibaret olduğunu anlatmak üzere, baş parmağının içini orta ve minik parmaklarının ortasına koyarak mübarek eliyle işarette bulunmuştur. Bu da bizim cuma gününü, özellikle yukarıyadaki hadislerde bulgulan zaman dilimini, son derece uyanık geçirmemizi lüzumlu kılmaktadır.

1159 numaralı hadisteki “Allah ’tan bir şey isterse” ifadesi, bu hadisin muhtelif söylentilerinde “Allah ’tan bir hayır isterse” şeklinde geçmektedir. Demek oluyor ki Cenâb-ı Hak ’tan istenecek şey, fena bir dilek, bir haram değil, hayırlı, dünya ve âhiret için yararlı bir istek olacaktır.

HADİSLERDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1- Cuma günü, içinde duaların kabul edildiği zamanın da bulunduğu çok mübarek bir gündür.

2- Cuma gününü, duaların kabul edildiği zamanı tutma ümidiyle iman ve dua ile geçirmelidir.

3- Duaların kabul edildiği saat, bir hayli sahâbî ve büyük imamların da belirttiği gibi, olasıyan imamın hutbeye çıktığı an ile cumanın farzının kılındığı zaman arasında veya ikindi namazı ile güneşin battığı süre arasındadır.

[1] Müslim, Cum`a 16. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 202; Nesâî, Cum`a 45.

Kaynak: Riyazüs Salihin, Hadis-i Şerif Tercümesi, Erkam Yayınları

İslama Doğru

Yorum yapın