Afiyet Olsun İsraf Olmasın

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bugün tüm camilerde yayınlanan Cuma hutbesinin konusu “Afiyet Olsun, İsraf Olmasın” oldu.

İşte bugün okunan Cuma hutbesi:

“Onlar, tüketme yaptıklarında ne israf ederler, ne de pinti davranırlar. Bu ikisi arasında bir yol meblağlar.” Furkân, 25/67

Cumanız Mübarek Olsun Kıymetli Müminler!

Bir gün Sevgili Peygamberimiz s.a.s çok sevdiği akrabası Sa ’d b. Ebi Vakkas ’ın yanına uğramıştı. Sa ’d o sırada abdest alıyordu. Syat fazla kullanmış olmalı ki Efendimiz; “Bu ne israf böyle?” dedi. Sa ’d, “Abdestte de israf olur mu ya Rasulellah?” diye sorunca Sevgili Peygamberimiz s.a.s: “Evet, akan bir akarsudan abdest alsan bile”[1] biçiminde karşılık verdi.

Aziz Müminler!

Sevgili Peygamberimiz s.a.s Allah ’ın bizlere bahşettiği nimetlerin değerini biliyor ve ashabına her fırsatta bunu anımsatıyordu. O, bollukta da darlıkta da sahip olduğumuz nimetleri miktarlı kullanmayı öğretiyor ve israftan sakındırıyordu. Çünkü israf, yeme içmeden giyim kuşama, zamandan sağlığa varıncaya kadar her türlü nimet ve imkânı ölçüsüzce kullanmaktır, balansı ve itidali kaybetmektir. İnsanın kendisine, çevresine ve âleme yazık etmesidir. İsraf, varoluş bilincimizden ve yaratılış maksadımızdan uzaklaşmaktır. İsraf, aynı zamanda bütün nimetlerin sahibi olan Yüce Allah ’ın Rezzâk ismine saygısızlıktır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bugün yeryüzünü kuşatan en büyük afetlerden birisi israftır. Bir yanda açlığın, yoksulluğun ve sefaletin pençesinde kıvranan milyonlarca insan varken, saçıp savurmak, lüzum olmadan tüketmek, eskimeden atmak hayati bir yanılgıdır. Mazlum insanlar ekmek ve su gibi en temel gereksinimlerinden bile yoksun bir biçimde hayat mücadelesi verirken, artan bir tek lokmayı bile çöpe atmak insafa sığmaz.

Kıymetli Müslümanlar!

İsraf, sadece mülk ve eşya ile sınırlı değildir. İnsan için en büyük israf, ne için yaratıldığını ve varlığını hangi kısmette kullanması gerektiğini unutarak ömrünü heba etmektir. Kendisine verilen us nimetini iman ve hikmetle buluşturamamaktır. Bedenini, eforunu, iradesini iyilik ve hakikat yolunda kullanmayıp beyhude uğraşılarla heba etmektir. Sahip olduğu balaka ve tecrübeyi, bilim ve teknolojiyi insanlığın faydasına değil ifsismine kullanmaktır.

Kardeşlerim!

Bugün insanı daha fazla kazanıp daha çok harcamaya teşvik eden, ne kadar harcarsa o kadar kıymetli olacağını iddia eden bir anlayış yaygınlaşıyor. Özenti ve gösterişe dayalı hayatlar, lüks ve israfa müteveccih tüketmeler öne çıkarılıyor. Böylece ömrünü yapım yerine tüketime adayan insanlık, aslında manevi bedellerini ve hayata emelini tüketiyor.

Hâlbuki hayat kitabımız Kur ’an, insanın yeryüzüne imar ve ıslah için geldiğini, dünya ve ahiret hayatı ismine orta yolu, iktisadı ve balansı asla kaybetmemesi gerektiğini vurgular. Yüce Rabbimiz müminleri anlatırken şöyle buyurmaktadır: “Onlar, tüketme yaptıklarında ne israf ederler, ne de pinti davranırlar. Bu ikisi arasında bir yol meblağlar.”[2]Peygamberimiz s.a.s de “İsrafa kaçmadan ve kibre kapılmadan yiyiniz, içiniz, giyininiz ve sadaka veriniz.”[3] nasihatiyle tüketim terbiyesine sahip olmamız gerektiğini dile getirir.

Muhterem Müslümanlar!

Geliniz Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği bütün nimetlerin kıymetini bilelim. Hiçbir nimeti ölçüsüzce israf etmeyelim. Müddetimizi boşa geçirmeyelim. Yememizde, içmemizde, giyim kuşamımızda ve tüketmelerimizde lüzum fazlasından sakınalım. Natürel kaynaklarımızı, tabiat varlıklarımıza gözetelim. Allah ’ın verdiği her nimetin bir gün hesabının sorulacağını bilelim. Nimetler karşısında şımarıp lükse dalmadan ve duyarsızca israfa girmeden infak nezaketini kuşanalım. Rabbimizin hayata ve âleme koyduğu balansı koruyalım. Bu denge ihlal edildiğinde hayatın bereketinin kaçtığını, cemiyetin huzurunu kaybettiğini, insanın kendisine ve gelecek nesillere hasar verdiğini unutmayalım. Nimetlerin sınırlı, nefsin istek ve tutkularının ise sınırsız olduğunu usumuzdan çıkarmayalım.

Kardeşlerim!

Önümüzdeki Pazarı Pazartesiye bağlayan gece, Yüce Kitabımız Kur ’an ’ın nazil olmaya başladığı mübarek Kadir gecesini algı edeceğiz allahın izniyle.  Bin aydan daha hayırlı olan bu geceyi bir fırsat olarak değerlendirelim. Günahlarımıza tövbe ederek hayatımızı gözden geçirelim, muhasebemizi yine yapalım. Bu vesileyle Kadir gecenizi şimdiden tebrik ediyor ülkemiz, ulusumuz ve tüm İslam evreni için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak ’tan niyaz ediyorum.

[1] İbn Mâce, Tahâret, 48.

[2] Furkân, 25/67.

[3] Buhârî, Libâs, 1; Nesâî, Zekât, 66.

Kaynak: Diyanet

İslama Doğru

Yorum yapın